YAŞAYAN EFSANE AVO UVEZIAN

Hep ilkler özel olur derler ya. Bu nedenle, blog sayfamın ilk yazısına, kendisini tanımakla şeref duyduğum  yaşayan bir puro efsanesinden bahsetmek istiyorum. Davidoff’un daveti nedeni ile Dominik Cumhuriyeti seyehatimde tanışma fırsatını yakaladığım yaşan puro efsanesi Avo Uvezian’ı anlatmak başlı başlına bir heyecan kaynağı diyebilirim. Yazısına daha sonra yer vereceğim Davidoff ziyaretini o zamanki orta-doğu ürün müdürü Jean Philip’in davetiyle Dominik Cumhuriyetinde bulunmuştum. Santa Domingo’ya vardığımızda herzaman benim için sıkıcı olan, otel giriş işlemlerini yaptırıyordum ki lobinin bir köşesinde seyehat arkadaşımın şık giyimli, koca şapkalı bir kişiyle sohbet ettiğini gördüm.  Sohbetleri oldukça samimi ve neşeli görünüyordu, seyahat arkadaşım heralde tanıdığı birine rastladı diye tahminde bulunurken ve dünya gerçektende ufakmış diye düşünmeden kendimi alamadım. Sıkıcı otel giriş işlemleri sonrası, kendilerinin yanlarına gittiğimde Türkçe  olarak “aman efendim hoşgeldiniz, nasılsınız” karşılaması karşısında şok oldum diyebilirim. Dünyanın öteki ucunda bile Türkçe birşeyler duymak, evet evet biz Türkler heryerdeyiz havasındayken karşımdaki kişinin yaşayan puro efsanelerinden Avo Uvezian olduğunu öğrendiğim andan itibaren mütevazi dünyama acil bir dönüş yaptım. Yıllardan beri purolarını sattığım, puroları hakkında eğitim verdiğim üstad ile karşı karşıyaydım. Peki bu kadar övgü ile anlattığım, onunla tanışmanın bu kadar şeref verdiği Avo Uvezian kimdir?

Ermeni asıllı olan Avo Uvezian 1926 Beyrut doğumludur. Müzisyen bir ailenin çocuğu olan Uvezian’ın annesi vokalist, babası besteci ve senfoni orkestra şefiymiş. Piyano çalmaya çocuk yaşta başlayan Uvezian gençlik yıllarını üç arkadaşı ile beraber kurdukları “Lüblanlı Gençler” adlı grup ile Beyrutta sahne almaya başlamışlar. Sonradan Bağdat’ta grubu ile sahne almışlar. Ancak hayalindeki gibi bir yaşamı burada sürdüremeyeceğini anlayınca bu sefer rotayı Tahran’a çevirmişler. Tahran’ın en lüks otelinde sahne alan “Lübnanlı Gençler” kısa sürede şöhreti yakalmış. Hatta bu ünlerini  İran Lideri Şah Rıza Pehlevi’ye kadar ulaştırabilmişler. Jazz hayranı olduğu bilinen Şah Rıza Pehlevi kendisini kısa bir sürede özel piyanisti yapmıştır. Tahran’da geçirdiği iki yıl sonunda aile özlemi ile beyruta dönme planları yaparken, ortadoğunun karışması nedeni ve şahın ısrarıyla ABD yolunu tuttu. Uvezian birleşik devletlerde müzik hayatına devam ederken, burada tanışarak evlendiği eşinin ısrarı sonucu kuyum işine girişmiş. Hatta eşinin erkek kardeşi ile birlikte, kuyum işi için Porta Rikoya giderek yerleşmiştir. Uvezian 1970 yılında eşinden ayrılmış olsada mücevher işinden ayrılmadı. Gündüzleri fabrikada çalışan, akşamları ise değişik mekanlarda piyano çalan Uvezian, 1974 yılında tamamen müzik yapmaya başladı. 1975 yılında tekrar evlendi ve baba oldu. Çalıştığı ünlü eğlence merkezi Palmas del Mar da insanların, Küba devriminden sonra puroya ilgilerinin arttığını fark etti. Çoğu kişi dinlenmek ve eğlenmek için turist olarak Karayipler’e gelip, dönüşlerinde bolca puro alıyordu. Etrafında kendisinden puro isteyen, tanıdıklarınında sayısı az değildi. Bir gün kızının “Arkadaşın verdiğin puroyu beğenirse, tekrar isteyecektir. Bırak satın alsınlar” demesi ilham kaynağı olmuştur. Ceneverde yaşayan bir arkadaşının desteğiyle, Davidoff gibi ünlü markanın üretildiği fabrikanın sahibi Henrik Kelner ile tanıştı. 1987 yılında Bolero adını verdiği ilk pursonu San Juan da piyasaya sürdü. Daha sonra diğer puro devlerini izleyerek kendi ismiyle markalaştı. Gün geçtikçe, üretimini ve kalitesini arttıran Uvezian 1995 yılında Davidoff’un yeni sahibi olan İsviçreli Ottinger firmasına  sadece dağıtım hakkını 10 milyon dolara satışını yapmıştı.

Avo Uvezian’ın hayatı duymuş olduğum en başarılı ve etkileyici hikayelerden biri olmuştur.  Müzik onun hayatından hiç bir zaman silinmemiş. Ürettiği tüm purolarında, yapmış olduğu bestelerin notalarını görebilirsiniz. Bilmeyenler için söyleyeyim, bu efsane üstad aynı zamanda hala zevkle dinlenen Strangers in The Night’ın da bestecisidir.

O gün ve tüm gece yemeği boyunca Avo Uvezian ile  sohbet etmek harikaydı. En bombasıda herkese nasip olmayacak  “Strangers in The Night” ı  kendi piyanosu ve sesinden dinlemek olmuştur.

Sevgiyle kalın..